Kayıt Ol

Soru sormak, sorulara cevap verebilmek ve diğer kullanıcılarla bağlantı kurmak için soru cevap platformumuza kayıt olun.

Giriş Yap

Soru sormak, sorulara cevap verebilmek ve diğer kullanıcılarla bağlantı kurmak için soru cevap platformumuza giriş yapın.

Parolamı unuttum

Parolanı mı unuttun ? Lütfen Eposta adresini gir. Epostanı sıfırlaman için link göndereceğiz.

Üzgünüz, soru sorma izniniz yok, Soru sormak için giriş yapmalısın.. Premium'u dene

Sorry, you do not have a permission to add a post. Premium'u dene

Neden bildirilmesi gerektiğini açıklayın.

Üniversiteye Hazırlık Sürecinde Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Üniversiteye Hazırlık Sürecinde Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Üniversite de okumak şüphesiz birçok çocuğun en büyük hayallerinden biridir. Kuşkusuz her anne ve babanın da çocuğunu güzel bir üniversitenin iyi bir bölümünde okutmak ve onun geleceğini şekillendirmesinde ona yardımcı olmak gibi asli bir görevi vardır. Peki bu uzun ve zorlu yolculukta çocuklarımıza karşı ne kadar doğru davranışlar ve tutumlar sergiliyoruz?

Günlük hayatımız belirli koşuşturmalar içerisinde devam etmektedir. İş hayatı, ev hayatı, çocuk bakımı vs. derken çoğu zaman vaktin nasıl geçtiğinin farkına varamıyoruz. Kendi yaşantımızın büyük çoğunluğunu oluşturan iş hayatı ve evdeki işlerden dolayı çocuklarımızla yeterli ölçüde ilgilenmiyoruz. Bunun sonucunda ebeveyn-çocuk ilişkisi gün geçtikçe azalmakta, ailelerin birbirleriyle olan sohbet süreleri ve birbirilerine olan aile bağlılıkları neredeyse bitme noktasına gelmektedir. Bu duruma en çok sebep olan durumlardan bir tanesi hiç şüphesiz sosyal medyadır. Her bireyin kendi yaşantısını adeta sanal ortamda yaşamaya çalışması, beğenilme arzusu, aile içi ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Bunlara, geçim zorluğu, iş yorgunlukları vs. durumlar da eklenince iletişim süreci bir hayli sekteye uğramaktadır. Tüm bu olumsuzluklardan kendini soyutlamış aileler de yok değil tabi. Çocuğuyla özverili bir şekilde ilgilenen, onun gelecek yaşantısını şekillendirmesine yardımcı olan, onlarla beraber tıpkı bir arkadaş gibi hareket eden ebeveynler bu süreci doğru şekilde yürüten taraf olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Peki, bu süreçte özellikle çocuklarımızla olan ilişkilerimizde ve davranışlarımızda nelere dikkat etmeliyiz?

Özellikle anne ve babaların yaptığı en büyük yanlışlardan biri çocuklarını başkalarıyla kıyaslamaktır. Komşunun çocuğu her gün on saat ders çalışıyor, sınıfındaki arkadaşların senden daha iyi veya amcanın çocuğu geçen sene doktor çıktı sen daha dur, tarzında konuşmalara sıkça rastlamaktayız. Bu tarz konuşmalar çocuklarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Sizin çocuğunuzun istekleri ve beklentileri, komşu çocuğuyla veya akrabanızla aynı olmak durumunda değil. Her çocuğun ilgi ve yeteneği farklıdır. Çocuklarınızı onlarla kıyaslayarak en büyük yanlışı yapmış oluyorsunuz.

İkinci olarak bu sürecin devamı niteliğinde, çocuklarımızın isteklerini ve beklentilerini bilmiyoruz. Çünkü onları dinlemiyoruz. Eğer bir baba çocuğunu dinlemek yerine o gün TV’de bir spor programı seyretmeyi tercih ediyorsa, ya da bir anne kaynana-gelin kavgası sonunda acaba ne olacak tarzı bir programa bağımlı kalmışsa, kuşkusuz çocuklar da kendi hayatlarını kendi çerçevelerinde doğru mu yanlış mı bilmeden yaşamaya çalışacaktır. Bu noktada çocuklarımızla beraber sürekli iletişim halinde olmalı, onların ilgi, istek ve kabiliyetlerine göre meslek seçiminde onlara yardımcı olmalıyız. Çocuklarımıza bol bol kitap oku evladım demek yerine, kitabını al gel de hep beraber kitap okuma etkinliği yapalım demek bu süreci yönetmede daha doğru bir karar olacaktır.

Yine bir başka etken sosyal medya çılgınlığı. Yukarıda da kısmen belirttiğimiz bu durum gün geçtikçe çocuklarımızın geleceği için tehdit oluşturmaktadır. Paylaşım siteleri, oyun siteleri vb. siteler çocuklarımızın en doğru ve verimli bir şekilde değerlendirmesi gereken zamanlarını adeta çalmaktadır. Günümüzde bebeklik çağına kadar inen cep telefonu kullanma yaşı, geleceğimiz olan çocuklarımıza zarar vermektedir. Saatlerce telefonun başından ayrılmayan çocuk adeta robotlaşmakta ve durağanlaşmaktadır. Bu da ruhsal ve fiziksel yönden onları olumsuz olarak etkilemektedir. Hiç kuşkusuz çocuklarımızdan önce bu alışkanlığı, ebeveynleri olarak bizler azaltmalıyız. İnterneti bilinçli bir şekilde ve amaca uygun olarak kullanmalıyız. Biz böyle hareket edersek, çocuklarımız da bizleri model alarak olumsuz olan bu durumu zamanla olumlu yöne çevirecektir.

Sonuç olarak belki de hayatını birkaç saatlik sınav sonucunda şekillendirecek olan çocuklarımıza karşı, kendimizi onların yerine koyarak ve sorumluluklarımızı bilerek hareket etmeliyiz. Onlarla sürekli olarak ilgilenmeli, onları dinlemeli ve birlikte çeşitli sosyal, kültürel ve sportif aktiviteler gerçekleştirerek onları rahatlatmalıyız. Bu uzun maratonda onların motivasyon düzeylerini en yüksekte tutarak, çocuklarımıza sınavın asla bir son olmadığını ama geleceklerini şekillendirme noktasında da önemli bir basamak olduğunu hatırlatmalıyız. Sonuç her ne olursa olsun onların arkasında olduğumuzu ve onlara güvendiğimizi her fırsatta belirtmemiz de çocuklarımızı psikolojik yönden rahatlatacaktır.

İlgili Yazılar

Bölümü İngilizce Okumak

Cevap ver

You must login to add a new comment.